Dolar 18,6298
Euro 19,4468
Altın 1.064,95
BİST 4.977,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
13°C
Hafif Yağmurlu
Cum 13°C
Cts 13°C
Paz 12°C
Pts 11°C

Peygamber as Aşığı: Raşit Ufak

Peygamber as Aşığı: Raşit Ufak
22 Kasım 2022 17:32
33

Aslında ben pek yazdıklarımı silip yine yazan biri değilim. Tashihlerim olur, ama yazının giriş kısmını yazdığım halde silip, yine yazdığım ender olmuştur.

Öğretmeni yazmaya başladım, fakat devam edemedim.

Birkaç kez sildim ve yine başladım.

Bunun nedeni, ömrümün neredeyse dörtte üçünde başka bir deyişle, hemen hemen her yanında Öğretmen var.

Neresinden başlayayım?

Benim için veya şöyle diyeyim; benim gibi onlu yaşlarından itibaren hayatı hep evinden, ailesinden uzak, “gurbetlerde” geçen biri için Öğretmen; bazen bir baba, bazen bir Abiyi, bazen bir arkadaş, bazen bir dost, bazen da bir hoca olmuştur.

Bu nedenle onun, benim hayatımdaki yerine neresinden başlayacağıma basitine karar vermek, bu bitkin ve yaralı kalple, Everest tepesine bir solukta çıkmaya çalışmak gibi bir şey.

Ama olsun.

Neticede bu yazdığım kişiler, benim gönül tahtımın mukim şahısları başka bir deyişle ev sahipleridir.

Raşit Öğretmen’yı 1977 yılında, Erzurum’da tanıdım.

Ben, Edebiyat Fakültesinde talebe, o da Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğretmen ve sonra da Enstitü’nün müdürü idi.

Seneler içinde gördüm ki; insanların çoğu, koşullara göre değişti.

Para, makam, mevki, beğeni, ilim, haysiyet bunların hepsi insan şahsiyetinin hem arkadaşı, hem düşmanı hem de aynı zamanda terazisi; teraziye çıkanın kilosunu bildik.

Öğretmen hiç değişmedi.

Tam bir ömrü süresince niyeti; bu dünya hayatını, bir Asr-ı Saadet abuhavasında yaşamak ve yaşatmak oldu.

Böyle bir abuhavanın insanlığı kuşatmasını arzu etmesinin ve buna ömrü süresince emek vermesinin tek nedeni şudur:

Raşit Ufak, Peygamber Efendimizin ömrünü milim milim kendi hayatına tatbik ederek yaşadı ve orada bulduğu huzuru insanlığa da vermeğe çalıştı.

Tespit edebildiğim kadarıyla, Öğretmendeki bu huzur ve saadet onda, adım adım tarifi imkânsız bir şevke ve harekete dönüşüyor.

İşte bu şevk ve hareket nedeniyledir ki Öğretmeni, yalnızca, fakültede bir hoca, bir eğitmen olarak görmüyoruz.

O, kimi zaman bir yazar, kimi zaman bir dernek kurucusudur.

Bir bakıyorsunuz Raşit Ufak kimi zaman bir vakfın mütevelli kuruludadır, bir hayır kuruluşunun içindedir, bir talebe derneğinde rehber, ya da bir belediyede danışman, Diyanetin din İşleri ile alakalı en üst müessesesinde ve ansiklopedisinde Başkan, fakültede üst idareyici, dekan, bir partide kurucu, bir başka partide faal propagandist, öbür partinin siyasetini yönlendiren ve personellerini eğiten şahıs, üniversitelerin her kısmına uygun kalitedeki talebelerin yerleşmesi için yol gösterici, kılavuz, bir bakıyorsunuz bürokraside en pak insanlar onun tezgâhından geçmiş, bir bakıyorsunuz Başbakanların, Cumhurbaşkanlarının, en yakınında o var, kurban bayramlarında, Ramazan bayramlarında Cami’de, vaazda, hutbede Raşit Ufak var.

Siyasi liderlerin yanı başında, Anadolu’nun, Balkanlar’ın, Avrupa’nın, Ortadoğu’nun, bir hayli camiinde, mescidinde kürsülerinde onu görürsünüz.

Entelektüel yazarlarla yan yana, gazeteci, radyocu ve televizyonculara danışman olarak Raşit Ufak’ü görürsünüz.

Üsküdarlı meşhur bir Ermeni ustasından alıp, tamir ettirip, cilalatıp evine yerleştirdiği asırlık koltuklarda, yeniden asırlık bir İsviçre radyosundan Mozart dinlerken, en uç solcu yazarların düşünce mecmualarını, kitaplarını, romanlarını okurken onu görürsünüz.

Hafızasında; Mehmet Akif’deri, Sezai Karakoç’tan, Arif Nihat Asya’dan, Yahya Kemal’den, Cahit Zarifoğlu’ndan, Erdem Beyazıt’tan, Akif İnan’dan, İsmet Özel’den dizeler, Necip Fazıl’dan, Cemil Meriç’den, Yaşar Kemal’den, Osman Yüksel Serdengeçti’den, Çetin Altan’dan, İlhan Selçuk’tan, Vehbi Koç’tan, Alparslan Türkeş’deri, İsmet İnönü’den, hele hele Mehmet Zahit Kotku Hocaefendi, Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan’dan…. suratlarca hatıra taşır.

Saydığım ve sayamadığım suratlarca hizmet dökümünün merkezinde olmasının tek nedeni, söylediğim gibi, Peygamberimizin as hayatından bildiği huzurlu hayata sanatını, elinin ulaşabildiği tam bir insanlığa taşımak.

Onda; insanlığın doruğu olan Şahsın as hayatından bildiklerini, bildiklerini ve yaşadıklarını insanlığa sunma gibi bir üstün ceht, gayret, iştiyak ve samimiyet vardır.

Bu nedenle Raşit Ufak, kesintisiz hareket halinde yaşayan bir mücahittir

Bunun içindir ki, üzerine bir buldozer gibi çöken 12 Eylül Askeri Darbesinde her türlü baskı ve ezaya karşın susmayan, susturulamayan İlim İnsanlarımızın başında Raşit Ufak kazanç.

Öğretmen 1947 Antalya doğumludur.

Akseki’ye bağlı Menteşbey Köyünde Dünya’ya kazanç.

Köy hayatı, Akdeniz abuhavayı, natürel hayat Öğretmen’nın halim selim ve muhlis şahsiyetinde ne kadar tesirlidir öğrenemem, ama 40 seneden fazla zamandır tanıdığım Raşit Ufak’şöhret sinirlendiğine hiç tanık olmadım.

Ama, bu derviş meşrep mizacın o’na, ” Bu Dünya’ya hoş edebi bitirmek üzere gönderildim” diyen, iki evrenin efendisinden sirayet ettiğine belirlim, diyebilirim.

Zira o; bir ömrü hadis okumakla, hadis incelemekle, hadis bilmekle, hadis öğretmekle ve en ehemmiyetlisi de hadisleri yaşamakla geçirdi.

Öbürleri bir yana ama, hadisleri yaşamak her faniye nasip olan bir özellik değil.

İşte bu özelliği Raşit Miniği ilim ve ihlas, ilim ve samimiyet, ilim ve hikmet evrelerinde pişirerek onu, ilim ve hayat başka bir deyişle, kemal sıfatının merkezine taşımıştır.

Kemal vasfı ise, ‘hoş edep’ın bütün karşılığı olup, ‘hayat’la yüzleşip imtihanı kazanmadan elde edilemiyor.

Miktar dünya hayatıdır, terazinin bir kefesine oturduğumuzda ya, o, bizi yener ya da biz onu.

Öğretmen, dünyayı yenmiş, ötenin saadetini buraya katıp ilimle mücehhez kılıp, sarsılmaz bir istem ortaya koymuş ve bu istem onu, hoş edep makamına taşımıştır.

Bugün, çoğumuzun gıpta ile izlediği dürüst, terbiyeli, saygıkıymet, ilim insanı, mücahit, vefakar, erdemli, hizmet adamı olan Raşit Ufak hayatını üç temel kolon üzerine inşa etmiş, bunlar Öğretmen’nın emekle, alın teri ile oturttuğu kolonlardan oluşmaktadır.

Birincisi: İman Kolonu

Öğretmen, çocukluğundan itibaren bu kolonun temelini ailesi kabiliyetiyle atıyor başka bir deyişle, taklidi bir imanı var.

Fakat bununla kalmıyor, o, imanı tahkiki hale kavuşturmak için çocukluğundan bugüne kadar hala, bugün dahi, bütün bir bal arısı gibi çalışıyor.

Bu çalışma; insan olarak bir çoğumuzun us erdiremeyeceği kadar anlamlı, kumpaslı ve kesintisiz.

Mesela; okuduğu kitaptan, izlediği filimden, dinlediği müzikten, izlediği sohbetten, dolaşıp gördüğü tabiattan, konuştuğu bir arkadaştan dinlediği, gördüğü, aldığı imanla alakalı her bilgiyi iman kolonuna yerleştiriyor.

Suskunca bilgi toplama mevzusunda ve ayıklayıp alakalı kolona yerleştirip kolonunu yükseltme mevzusunda inanılmaz derecede mahir.

O, bütün bir bilgi avcısı.

İmanla alakalı hiç kimsenin farkına varamayacağı kadar ufak bilgi kırıntılarını dahi, nerede bulursa bulsun, asla önemsememe etmiyor, iman ve inanç kolonuna yerleştirerek kesintisiz onu sağlamlaştırıp, tahkim edip yükseltiyor.

Bu biçimde, Allah’a olan inancı, içeride sarsılmaz, devrilmez olurken, dışarıdan da, görünür ve elle yakalanır hale geliyor.

Raşit Ufak’e dışarıdan bakan her insan, onun, emanet edilir, emin, dürüst ve iman sahibi bir mü’min olduğunu şipşak fark eder.

Böylece, hem iç dünyası kesintisiz zenginleşip büyüyor ve hem de bilgi kaynaklı olduğu için, sarsıntılara karşı dayanıklı oluyor.

Aslında Öğretmen bilgiyi başka bir deyişle, gerekli olan bilgiyi hem tespit etme hem de toplama mevzusunda kendisine son derece ciddi bir de hüner kazandırmış.

Zira bilginin, yalnızca muhakkak etraf ve kaynaklarda değil, insanın bulunduğu hemen her etrafta bulunabileceğini fakat, üstünşöhret kapalı olabileceğini keşfetmiş ve bunu nasıl elde edeceği mevzusunda da hüner geliştirmiş.

Böylece Raşit Ufak, her hal ve koşulda, her etrafta İmanını, inancını kesintisiz tahkim edecek bir hayat stili ve üslubu elde etmiş.

İkincisi: Din ve Edep Kolonu.

Birbirine bağlı iyi bir ailesi ve okumuş yazmış bir çevresi olmuş.

Doğru mekteplerde okumuş, doğru öğretmenler tarafından eğitilmiş.

Din temellerini doğru şahıslarla beraber atmış

Fakat, eşi mektep ve çevre koşulları, çok insanda olduğu halde onlar birer Raşit Ufak olamamış.

Bunun nedeni yeniden Öğretmen’nın bilgi avcılığında saklı.

Öğretmen, bu ikinci kolonu kuvvetlendirip, tahkim etme ve yükseltme mevzusunda en ehemmiyetli dayanağın, Peygamberimizin as hadislerinde ve hayatında olduğunu tespit etmiş.

Ayrıca, Raşit Ufak, edebi süslemenin, edebi yüceltip, kemal noktasına eriştirmenin bir emek işi olduğunu fakat, bu mevzudaki bilgileri edinmenin de, işin yalnızca bir tarafı olduğunu, esas olanın ise, alınan bilgiyi hayatın ikinci ana kolonuna katıp onu tahkim etmek ve yaşamak olduğunu iyi öğreniyor.

Ve okuduğu, bildiği, dinlediği binlerce Hadis-i Şerif’i, derlediği bilgileri sanki bir sünger gibi emerek hayatına, yaşantısına katıyor.

Böylece; bir buluşmada Fatih Çollak Öğretmen’nın söylediği, “Raşit Öğretmen, yaşayan bir Hadistir” lafı, Öğretmen’da hayat buluyor.

Tespit edebildiğim kadarıyla Öğretmen’nın, tam hayatı süresince en küçük bir bilgi kırıntısını bile asla önemsememe etmediği, bilgiyi büyük bir itina ve emekle elde ettikten sonra da, onu, yaşamayı bir hayat stili, bir hayata şekli olarak seçmiş olmasıdır.

Edindiği bu hayat stilini de, misal aldığı Peygamberimizin as hayatına borçlu

Üçüncüsü: Millet Kolonu

Öğretmen’nın bugünkü düzgün hayatını, kişiliğini, hepimizin saygı ile umursadığı şahsiyetini borçlu olduğu, üçüncü bir ana kolon da, onun, kesintisiz milletin içinde olmasıdır.

Raşit Ufak milletin içinde bulunurken ulusu küçümseyen, millete tepeden bakan, millete ilminden verdiği için onu aşağılayan değil bütün tersine, milletin hayatından da, hiç kimsenin önem veremeyeceği, farkına varamayacağı bilgiler devşirmektedir.

Kendisine sual soran talebesinden, vaazını dinleyen esnaftan, Cami’de namaz kılan cemaatinden, ziyaret ettiği hasta komşusundan, burs verdiği öğrencisinden, ders verdiği hekime talebesinden, danışmanı olduğu siyasetçiden her birine yalnızca akdikeni, yalnızca eğitilen ve öğretilen bireyler olarak değil, aynı zamanda, milletin içindeki bu insanlardan her biri ile yaptığı alış-verişte, sarihe çıkan bilgi kırıntılarını alıp, kendi hayatının içine, üç ana kolondan birine katıyor.

Bir çoğumuzun yaptığı gibi, negatif bir insanla karşılaşınca ondan uzaklaşmak yerine, suskunca ve ustaca, o insanın iyi bir tarafını, pozitif bir yanını bularak, onunla bağlantı kuruyor ve hem o şahsa verimli oluyor, hem de, oradan çıkarılacak işe fayda bir bilgi bulup alıyor.

Böylece Raşit Ufak, kesintisiz milletin içinde bulunarak hem, insanların kalbini kazanıyor hem de, onlardan edindiği bilgileri alıyor.

Bilgi bir insanda dürüst ve çelik gibi bir inanca, edebe ve nihayet hayata şekline başka bir deyişle, eyleme nasıl dönüşüyor bunu, Öğretmen’nın yakınında olanlar hep müşahede etmiştir.

Evinde, çevresinde, telefonunda, dükkanında ona us danışan, soran, bilgi alan, müşkülünü gidermek için gelen, iş arayan, burs gereksinimi olan insanlar karınca gibi kaynaşmaktadırlar.

Çevresi çok geniştir.

Her görüşten insanın güvendiği muhkem bir kişiliği vardır.

Hafızası eforludur.

Seneler evvel ders verdiği öğrencisini ismiyle, soyadıyla hatırlar ve bürokraside hangi makamda olduğunu öğrenir.

O, hep milletin içinde, millete hizmet etmek için, milletle iç içedir.

Mütedeyyin camianın bugün markalaşmış bir hayli müessesesinin, kuruluşunun; vakıfların, derneklerin, üniversitelerin, kısımların, camilerin, mescitlerin, takviye derneklerinin, yurtlarının, kuruluşlarında, temellerinde Raşit Ufak imzası ve damgayı vardır ve yeniden Türkiye’nin dününde, bugününde bürokraside, üst idare kademelerinde zaferli olmuş, Belediye Başkanı, Başbakan ve harcında emeği, alın teri olan Cumhurbaşkanları vardır.

İnsanlara iyilik, huzur ve mutluluk dağıtmak için, kasvetlerini, problemlerini çözmek için yaşar sanki.

Onun, insanlara ve insanlığa iyilik ve huzur taşımak için açtığı kucak öylesine geniş, sıcak, sevgi dolu ve içtendir ki, yanında iken sanki tasalarınızı unutursunuz.

Hizmet verdiği eksantrik gurebanın sevincinden, kendi ücretinden ve yazılarından aldığı telif ile burs verdiği talebelerden yansıyan mutluluk, sevinç ve huzurun bir entelektüel kişilikte yeni hizmetleri nasıl tetiklediğini görmek isteyenler, Raşit Öğretmen’nın hayatına bakmalıdır.

Raşit Ufak aynı zamanda, bir sevgi ve acıma çağlayanıdır.

Kendisine gelen her insanın tasasına merhem olmaya çalışan yüce ve aşkın bir acımanın sahibidir.

Onun suratında bir bitmeyen huzur ve hoşluk vardır.

Konuşunca, yaşantısını misal alıp alıştırma ettiği Efendimiz as gibi tane tane konuşur.

Antalyalıdır ama, aynı zamanda bir İstanbul beyefendisidir.

Konuşurken kesintisiz gözlerinizin içine bakar.

Size umut ve rahatlık aşılayan bu kahve rengi gözler, aynı anda sizi aydınlık abuhavalara, sahabi abuhavalarına taşır.

Hep iyilik, hep takviye, hep destekleşme vardır onun şahsiyetinde, bunun için misalini, Önder Zattan as aldığı gibi “hayır” demek onun dünyasında da yoktur.

Ahde vefa ve düşkünü ayağa kaldırma vardır onun edebinde.

Bir kitabının ismi: Sevgi Uygarlığıdır.

Öğretmen; hakiki sevginin Yaratıcıdan ferde, bireyden aileye, aileden cemiyete ve cemiyetten uygarlığa dönüşen bir kutlu yolun en sadık

yolcusudur.

Herkese iyilik, sevgi, huzur ve saadet dağıtmak için bir ömür koşmuştur.

İyi günümüzde, makûs günümüzde, işsiz kaldığımızda yanımızda Raşit Ufak vardır.

Hastalarımızın başında, hastalıklarımızda yanımızda o vardır.

Çocuklarımızın nişanında, düğününde, nikâh tanıklığında o vardır.

Kandillerimizde, bayramlarımızda o vardır.

Raşit Ufak’ü tanıyan hepimiz, cenazemizi o kıldırsın isteriz.

Bayram günlerinde vaazda, hutbede o vardır.

Duruşu, bakışı, gülümseyi ve gözlerindeki parıltısı, ötelerden kopup gelen ve Efendimizden as iyilik taşıyan bir kutlu abuhavanın meltemi gibidir sanki.

İyi ki, Efendimizden as esen bu meltemi taşıyıp bize getiren Raşit Minikler var bu dünyada.

İyi ki biz, bu kutlu abuhavalarda yaşayalım diye çalıştınız, emek verdiniz, hakkınızı ödeyemeyiz Öğretmenim.

Hakkınızı helal edin.

Hep, “Hakkı anarak mutmain olmuş” kalbinizden ve o mübarek ellerinizden öpüyorum.

Ve inanın ki, daha, on binlerce insan size dua ediyordur.

Aziz hatıranıza saygı ve saygılarımı talep ediyorum.

Ferman Karaçam – Haber 7 

[email protected] 

[email protected] 

twitter.com/fermankaracam 

facebook.com/fermankaracam 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.